30 Ağustos 2012 Perşembe



Mimarlık okumam kızların hoşuna gitmiş olmalıydı. Bakışlarından sezdim bunu. Yarım saat kadar birlikte sohbet ettik. Esprilerimle sempatilerini kazanmıştım. Benim için de keyifli bir akşamdı. Birlikte binalarımıza doğru yürüdük, yol ayrımından kendi binalarına ayrıldılar. Bense biraz daha dolaşmak istedim yurdu. Bize ayrılan binanın etrafından dolanıp, arka tarafına geçtim. Güzel yeşillik alanlar vardı burada bir kaç metrede bir bank koyulmuş, kızlı erkekli gruplar banklarda oturuyorlar. Yurdun çıkış kapsına doğru inerken arka arkaya koyulmuş voleybol ve basketbol sahaları ilişti gözüme. Yine kızlı erkekli iki grup voleybol maçı yapıyorlardı. Yurdun giriş kapısından dönüp yukarıya doğru yürümeye başladım bu seferde. Saat akşam ona yaklaştığından, öğrenciler kantinden çıkıp binalarına doğru ilerliyorlardı. Onda gece yoklamasına yetişmeliydik. Binaya girdim. Yoklama listesini imzalamak için sıraya girdim, imza işi bitince lavaboya yönelip elimi yüzümü yıkadım. Odaya girdiğimde yeni bir yüz gördüm.
-İyi akşamlar, dedim.
-İyi akşamlar, dediler sırayla. Yeni gelen arkadaşın yanına yönelip:
-Merhaba, ben emre, dedim.
-Mehaba ben de Murat, hangi bölüm.
-Mimarlık, senin.
-İnşaat mühendisliği.
-Ov rakip bölüm, deyip güldüm.
-Ne rekabeti ya, sen şantiyede mimar gördün mü hiç? (Anlaşılan ciddiye aldı)
-Şaka yaptım ya, dedim. Cemil atıldı,
-Biz öyle pis işlere bulaşmayız projemize bakarız
İnşaat mühendisliği Mimarlığa karşı, nedir bu üst kimlik yarışı arkadaş. On dakika kadar tartıştıktan sonra uzalaşamayacaklarını anlayıp konuyu kapadılar.
Ertesi gün sabah sekizde Cemil tarafından uyandırıldım. "Hadi çabuk ders var dokuzda, hadi hadi", dedi heyecanlı heyecanlı. Yataktan inip, ayakkabılarımı giydim. Elimi yüzümü yıkamak için lavaboya yöneldim. İnsanoğlunun tuvalete girmek için çektiği çileye bak. Keşke odada ayrı banyo ve tuvalet olsa. Gerçi o zamanda altı kişi sıra beklerdik! Neyse. Lavaboya girip elimi yüzümü yıkadım. İçeride bir sürü adam; bir kısmı elini yüzünü yıkıyor, bir kısmı saçını yapıyordu. İçlerinden sümküren tek kişinin yanımdaki herif olması da benim şansımdı herhalde. Üzerimi giyinip Cemil ile birlikte yurttan çıktım. Durağa vardıktan birkaç dakika sonra otobüse bindik. En ön koltuğa oturduk. Birer ytl otobüs paralarını verdikten sonra, cebinden mp3 player'ini çıkartıp müzik dinlemeye başladı. O kadar yüksek sesle -hem de techno müzik- dinliyordu ki  otobüsün ön taraflarında oturan herkes bakışlarını bizim koltuğa yöneltti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder