19 Ağustos 2012 Pazar

1.Bölüm



Yeni bir şehir: Kütahya. Kökü Küt mü acaba Kütahya'nın. Evet, evet küt olmalı, Kütahya böyle ufacık bir şehir için çok uzun ve gösterişli bir isim. Kayıtlar için geldiğimizde de şehirde geziyormuşum havası vermemişti bana. Neyse ki üniversitenin kampüsü Küt'ün açığını kapatıyor.
Soluma doğru baktığımda karşı taraftaki çiftli koltukta oturan teyzenin bakışlarıyla karşılaştım. Yüzüme yerleşen aptal gülümsemeyi farketmiş olmalı. Neyse önüme döneyim, yoksa laf atacak. Teyzeler soru sormayı sever; konuşmaya hayatını anlatmaya ise bayılır. Riske girmemek lazım. Bizimkiler ne yapıyorlar acaba? Kankutlar. Gelmeden önce, Cem ile bu saçma sapan dostluk terimlerini üretmemiz ne iyi oldu. Hatırladıkça gülerim artık. Kankut, kankomer, kankoplazmik retikulum ... Lisede öğrendiğimiz biyoloji terimlerini de hayin planlarımıza alet ettiğimizdir.
Hah. İşte buyrun, nasılda fütursuzca kullanıyordum, bir gün evvel delice eleştirdiğim "kanka" ve türevlerini. Geçi şuan üç yıl evveldeyiz. Neyse...
Dostluk terimleri aklıma dostları getirdi.Derine mesaj yazdım: " Naber kankut".(Gönderildi.)
Dıt dıt.
"İyidir kankomer senden naber :)"
Telefonun sesini kıstım, teyzenin bakışları  hala üzerimde. Birkaç önemsiz mesajlaşma sonrasında uykuya dalmışım. Uyandığımda gelmek üzere idik. İlk tren yolculuğum hızlıca geçmiş oldu böylece. Biletçi vagona girip "Kütahya, Kütahya, Kütahya yolcuları hazırlansın.", diye bağırarak bir sonraki vagona geçti. Koltuğun üzerindeki raftan bavulumu aldım. Benden hızlı davranan birkaç yolcu, çıkış kapısının önünde sıralandılar. Bende arkalarında sıraya geçtim. Tren yavaşlamaya başladı. Sendeledim, yanımda duran koltuğun kenarına tutundum. Nihayet tren durdu. Ne kadar da çok inen varmış bu istasyonda, çoğu da benim gibi öğrenci. Trenden inip önümde giden, öğrenci kafilesini takip ettim. Kenarları  birkaç metrede bir ağaçlarla süslenmiş  kaldırım boyunca 200 m kadar ilerledikten sonra, birini durdurup Kredi Yurtlar Kurumuna giden otobüslerin nereden kalktığını sordum. Aldığım yol  tarifi üzerine, 200 metre daha ilerleyip yolun karşısındaki kaldırıma geçtim ve saat kulesinin önündeki durakta otobüsü beklemeye koyuldum. Annemi arayıp geldiğimi söyledim, birkaç dakika konuşup telefonu kapattıktan sonra otobüs geldi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder