20 Ağustos 2012 Pazartesi
Ne kadar küçükmüş buranın otobüsleri. Bizim belediye otobüslerinin yarısı kadar. Bavulumu oturacağım tekli koltuğun yanına koyduktan sonra şoföre para uzatıp Kredi Yurtlar Kurumunda ineceğimi söyledim. "Götürüz, tasalanma", gibi bir şey dedi sanırım. Şivesinden dolayı tam olarak anlayamadım. Yavaş yavaş ilerliyorduk. Şehrin yolları güzelmiş. Otobüs sürekli ara sokaklara, mahallelere girip yolcu alıyor, insanlar iki adım yol yürüyüp ana yollardaki duraklarda bekleseler bu sorun ortadan kalkar. Neyse böylece şehrin mahallelerini de görmüş oluyorum. Üç dört katlı apartmanlar, kırmızı yanaklı İç Anadolu çocukları, başı kapalı vücudu açık, değişik giyimli genç kızlar... Midem bulandı, okula giden otobüs de bu kadar dolanır mı acaba ara sokaklarda? Okul. Yarın okulun ilk günü bakalım kimlerle tanışacağım. Üniversite ortamları ve dostlukları hakkında çok iyi duyumlar almadım ama kader sonuçta, şuraya ne yazıldıysa o, nereye(?) şuraya . Bu sefer karşı koltukta oturan genç kızın bakışlarıyla karşı karşıyayım. Muhtemelen öğrenci ve muhtemelen, -yine- kendi kendime gülmem yüzünden ilgisini çektim. Deli mi derlerdi bana? Küpem de yok ama ne yapalım, fakir deli bu kulakları küpesiz olandan. Fakirlik zor, fakirin kökü fuck. . .
Otobüs yolun kenarında durdu, yüzünü bana dönüp, "Kredi Yurtlar burası, burda incen", dedi. Emin değilim buna benzer bir şey dedi. Az önce bakışlarını yakaladığım kızın arkasından bende indim. Tesadüfler, tesadüfler güzel şeyler. Yanına gidip "Merhaba", dedim, elimi uzattım biraz çekingen, biraz kendimden emindim. "Merhaba", deyip elimi sıktı.
-Adım Simge.
-Çok şiirselmiş.(Güldü) Benimki de Emre.
-Çok kafiyeli oldu, dedi (Güldüm).
Yurt kimliklerini güvenlik görevlilerine gösterdikten sonra, yurdun binalarına doğru yürümeye başladık. Sarı dalgalı saçları rüzgarda dalgalanırken çekici görünüyordu. Gözleri bal rengiydi. Balı sevmem ama bal rengi iyidir. Kemerli burnu yüzüne yakışmış. İnsan yüzü ne garip, her bir parçasını teker teker incelediğinde onlarca kusur bulursun, ama bir araya geldiğinde böyle güzel bir yüz ortaya çıkıyor.
-İlk senen değil mi?, dedi. Rezil oldum onun birinci sınıf olmadığı belli. Bildik bakışlar atıyor her yere . En iyi ihtimalle ikinci sınıf. İnşallah ikinci sınıftır yoksa hiç şansım yok. Şans? Eyvah dakka bir gol bir yazış moduna aldım kendimi. Of Bilge hepsi senin yüzünden! Anladı mı acaba? Yok canım ne dedim ki ne anlasın. Ben bile bişey anlamadım halimden. Neyse sakin olmam lazım. Yine abarttım.
-Evet, nerden anladın.
-Bilmem. Bakışlarından, yüzünden.
Eyvah, "yüzünden" dedi. "Toy görünüyorsun" cümlesinin kibarcası! Sıçtık. Amaan altı üstü otobüste görüp sohbet ettiğim bir kız, ne görüyorsa görsün. Hah sanki hayatımın aşkını kaybettim. Onu daha önce kaybettim. Of yine Bilge'ye bağladım.
-Nasıl yani.
-Ne bileyim. Biraz endişeli bakıyorsun etrafa. İnsan bilmediği yerde ilerlerken böyle bakar. Birde açıkçası biraz ufak gösteriyorsun da.
-Sen de çok açık sözlüymüşsün be Simge. Patavatsızdan hallice.(Güldü)
-Yol ayrımına geldik, dedi. Kızların kaldığı bina bizimkinin karşısında idi.
-Memnun oldum, deyip tekrar elini sıktım.Tekrar görüşmek üzere
-Burası ufak bi yer, karşılaşırız mutlaka deyip kendi binasına doğru ayrıldı.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder