Kıymetli okumayıcılar (tabi seni tenzih ediyorum ağabeyciğim mavera ). Sizinle bölük pörçük, karman çorman, abuk sabuk düşüncelerimi aklıma geliiş sırasına göre paylaşmakak niyetindeyim. Bir nevi ne idüğü belirsiz itiraflar da denilebilir bunlara.
Once upon a time, (böyle diyesim geldi) derdim ki kendi içimdekilere ve çevremdeki insanlara: "Hayallerim var. Yazıyorum yazacağım. On sene sonra işimi -İnşaat Mühendisliği- bırakıp sanata-ağırlıklı olarak edebiyata- yöneleceğim. Bu on yıllık süreçte de kendimi yetiştireceğim, kendimi inşaa edeceğim." diyordum.
Gazetelerdeki haberleri, köşe yazılarını, televizyondaki sabuk haber kanallarının abuk tartışma programlarını izledikçe; bir şeyler daha okumaya çalışıp -roman deneme vs.- kendime ufacık minnacık da olsa bir şeyler kattıkça önemini yitirmeye başladı hayallerim. Anlatma derdim vardı; düşüncelerimi, kendimi, bakış açımı barışa dair -gerçek anlamda barışa, yani bugün hapyy meal menüsü gibi reklamla özendirilen içeriği hakkında hiçbir şey bilmediğimiz şeye değil- yöntemleri ... Şimdiyse tek yazma sebebim okuduklarımla fikirlerimin arasında ki uyuşmazlıkların gözüme fazla görünmesi. Yani birileri benim bakış açıma yakın bir biçimde olayları değerlen yazılar yazsaydı bir şeyler yazmayacaktım gibi geliyor bana. Bir nevi kişisel rahatlama hissiyatını ön planda tutma hali benimki artık yazıda.
Nitelikli edebiyat, edebi eser, pop yazarlık, popüler edebiyat, cart curt; vırt zırt... Edebi parçalamalar. Been nitelikli edebiyat yazarıyııım. Eeeeeeeeeeeeee ne anlattın? Ben aydınııııııııııııım. Eeeeeeee olaylara çzöümlerin neler? Ne düşünüyorsunuz, eleştiri dışında ne işe yararsınız? Bir muvaffak olma senaryonuz var mı? Sözüm ona elit kesiminize beyaz pankartlara büyük harflerle baş kaldırı yazısı yazıp yola çıkartmaktan başka bir faydanız var mı? Onların hakim diktaya olan bu baş kaldırıları aynı zamanda size yönelik bir kıç kaldırı harekatı değil midir? Kalkan kıçınızın bize bir faydası var mı? Yukarıdan baktığınız avamın sizi anlamaması, sizin onlara kendinizi anlatma derdinizin -haşa- olmaması , dolayısı ile kitlesel bir aydınlık oluşamaması bu sebeple avrupadan ithal aydınlarla, aydınlık sıkıntısının halledilmeye çalışılıp hes projeleriyle sorunun halledilmesi (money money money diyesim geldi) ve benim bu cümleyi toparlayamayıp bitiremeyişim...
Netice de dedim ki kendime bu dünya boş. Yazsan da boş çizsen de boş. Elitlerin duyarlılığı pankartlarla, avamın duyarlılığı mangırlarla ölçülüyor. İster istemez karşıtı olduğum bu sınırlandırmalar ve sınıflandırmalarla bu ne idüğü belirsiz itiraf yazım devam ediyor. Yine de ben yazayım Faik haklı yazmadan edemiyorsun bir kere bulaştın ya; yazayım ama gerisinden vazgeçeyim dedim. Yazıyorum okumuyorsunuz, yazıyorum okuyorsunuz, okuyorsunuz yazıyorum vs. sayın okumayıcılar ve okuma dan yargılayıcılar ve son olarak okuyup yargılayıcılar. (mavera seni tenzih ediyorum ama etmeyebilirim de baksana tutarsızlık aldı beni )
Ne olursa olsun güzel şeyler söylemek, güzel şeylere sebep olmak isterim. Pek de güzel şeyler söylemeyen bu yazımı güzel şeylerle bitireyim diye zorlamak da istemem. Ama iyilik güzellik olsun her canlı için temennimiz budur. Bitti(mi pek de emin değilim...)