27 Mayıs 2012 Pazar

APtal! aynılarını yaptın, bir başkasına, beceriksiz! sevmeye sevilmeye. beceriksiz ve kör, söylemeye de dilsiz, bunu düşünmekten aciz, temizlenecek gözyaşım bile yok, yazık...

20 Mayıs 2012 Pazar

10987654321
değişimleri konuştuk çok samimi olmadığım eski bir arkadaş, ve çok samimi olduğum yeni bir dost ile, değişimler çok değişik şeyler renk renk desen desen çeşit çeşit, model model kimi özel, kimi tüzel k model karşı çıkan, muhalif değişimler K model, kabul eden hep savunan değişimle bir de kanıksayan model var lakim, malumunuz üç ayrı k yok alfabemizde yazamıyorum onun adını ah bu değişimler zora soktu beni yine yazması zor, yaşaması zor, amaaan boşverin

19 Mayıs 2012 Cumartesi

deniz daha anlamlıydı, mavinin içinde olmak, şarkılara eşlik etmek, bir dostla sohbet etmek, şimdiyse bütün bunları yaparken, saatime bakar oldum, vaktim çok değerli ya, ben daha değerliyim ama yalnız başıma öldürmek için belkide, bakar oldum tüm bunları yaparken saatime, sadece seninle olmak aynı hala, seninle konuşmak, yaşadığım ufacık anlar, yaşamadığım bir ömre tahammül ettirebiliyor, bilemiyorum, belki okumadığım, kitapların ruhu huzursuz ediyor beni, ya da maktül zamanın bıraktığı vicdan azabı, ya da öğretilmiş tembelliğim ile hayallerimin çatışmaları, neyse işte çok uzattım yine, bilirsin severim uzatmayı, söyleyecek lafı olmayanlar, çok konuşur ya öyle işte tüm bunlara rağmen seninle olmak , seninle konuşmak var olduğum anlardır, zaten biliyorsun ama, söylemek istedim işte,
gelince aynı olmayacak ki, başka bir insan karşılayacak seni, zaman mı dokunmuş olacak, hayat mı? yoksa insanlar mı? ne önemi var, gelince aynı olmayacak, gideli çok olduğundan ...

18 Mayıs 2012 Cuma

öfke- yol- yorum

öFkeleniyorum! daha fazla, daha da fazla, afaki öfkeleniyorum! azami öfkeleniyorum! birbirimizi dinlemeyi bilmiyoruz neden? neden ülkemizin sağcısı, solcusu, dindarı, dinsizi, liberali, kapitalisti... neden hepsi faşist! biri dinlemez, diğerini neden. utanmadan birde bu adamları bir araya toplarlar sözüm ona çok kaliteli programlarında, ve başlar size konuşma programı rezaleti! herkes konuşur, ama kimse dinlemez konuşanı, önce bakar yargılar bir takımın içine sokar (tabi genelde buna gerek kalmaz, takım takım, ideoloji ideoloji grup halinde karşılıklı otururlar) ardından herkes başlar kendi iç sesini dinlemeye! aynı şeyi söyleseler bile devam eder tartışma, çünkü söyleyişlerindeki ideolojileri çarpışır. "saygı", "saygı", "saygı" ne gerek vardır ki saygıya, herkes için kendisi -kendi görüşü-, öylesine dokunulmaz, öylesine önemlidir ki, karşıdakinin görüşüne saygı duymasına gerek yoktur. hatta karşındakiler onun söylediklerine saygı duymak zorundadır. kepazelik! tahammülüm yok! 80 lerde birbirini dinleyemeyen, iyi niyetli insanlar yüzünden aldığımız yaralardan hiç ders almadık! hala aidiyet zinciri ile, kendi ulu takımımıza (topluluğumuza, sosyal gurubumuza vs.) kökten bağlı, çok okumayan, çok konuşan, iç sesini çok dinleyen,bir yere varamayan insNLARIZ. haydi bir bakalım olmaz mı? bizde ne var? kendi içimizde neyi düzelttik ki düzelebilsin ülke? ne zaman yargıladık kendimizi, farklı gördüğümüzü yargıladığımız gibi? gerçekten ne istediğimizi, neye ihtiyacımız olduğunu ne zaman arar olduk? ne zaman, ne ürettik? ne zaman sevmeyi göze aldık, çırılçıplak? ne zaman, hangi farkındalığı kazandık ve kazandırdık? bence bunları düşünelim önce sonra oturup bir araya gelip, kadını, erkeği, çocuğu, geleceği konuşalım...

9 Mayıs 2012 Çarşamba

bir ölüm türküsü fısıldar durur hüzün, "ve azrail gelip dedi ki "sobe" la la laa la la laa la la" sesi de pek güzel meretin, dinlettiriyor kendini " la la laa la la laa la la" ...

4 Mayıs 2012 Cuma

bir fotoğraf, mutluluğun tebessümünü yerleştirdi yüzüme, ve anladım ki: bütün kötülüklere, zulümlere rağmen dünyadaki, hala yaşıyor sevgi yani: daha çok var kıyamete :)