8 Ekim 2013 Salı

Her şey şekil değiştiriyor dokundukça. Her şeyi mi sorgulamalı, parmakları mı? Belki de her ikisini de. Yahut dokunuşları sorgulamalı. Dokunuşlar masum mudur? Dokunmaya cevaz var mıdır? 
Bir şarkının ruha dokunmasına cevaz var mıdır? Bir bakışın cana dokunmasına… 
Uzanmaya cevaz var mıdır? Bir yıldıza mesela, bir yaşama ya da.
Uyanmaya cevaz var mıdır? Ölüme uyanmaya.
v.kobya
gözlerini kapamakla uyunmuyor veysel
gözlerini açmakla uyanılmıyor 

4 Ekim 2013 Cuma



beni parçalar
bu sonralar
seni nereye götürür
odam karmakarışık
rengarenk odam
senin ki nasıl
nasılsın
beni yağmalar
bu sorular
sen de var mıdır 
beyim sen nerelisin
ne yapsam ne getirsem
neden beğenmezsin
ben kendimden bile değilken
neden sen sorarsın
sade senlerden varmış gibi
neden sorarsın
"benden misin değilmisin"

8 Temmuz 2013 Pazartesi

değişen ösym sınavları üzerine

cumartesi günü çalışmadım. izinliydim. sınav izni almıştım, kpss sınavı için. ayıp olmasın diye son on gün biraz çalıştım. 2010, 2011 ve 2012 de çıkmış soruları çözüp yanıldığım soruların çözümlerini gözden geçirdim. 
ilk can sıkıntımı kapının önünde beklerken yaşadım. şehir dışından gelen bir arkadaş ehliyet belgesi ile sınava girmeye çalıştı. ehliyet belgesi kabul edilmiyormuş, sadece pasaport ve kimlik kartı geçerli imiş. diyeceksiniz ki bu kurallar önceden tebliğ edilmişti. hatta sınava giriş belgesinde dahi yazıyordu. haklısınız, fakat devletin bir zamanlar birileri kopya çeke çeke iyi üniversitelere yerleşti diye kabağı şimdikilerin başına patlatması ne kadar doğru?! benim canımın sıkıldığı nokta işte tam da burasıydı.
o arkadaş sınava girebildi mi bilmiyorum. inşallah girebilmiştir.
böyle tatsız bir olayın cereyan etmesi sonrası salona girdim ve sınav 09:35 de başladı. (gözetmen hocanın uyuşuk hareketleri sağ olsun!)
sayısalcı olmakla birlikte türkçe ile de haşır neşir olduğumdan sınava türkçeden başladım. yirminci soruya kadar her şey yolunda idi. şaşırtmalı sorular  ezber mantığını zora sokuyor, beni aklımı kullanmaya itiyordu. yirminci sorudan sonra o bitmek bilmez uzun metinler ve “bu metne göre 21-23 arası soruları  yanıtlayınız" , " bu metne göre 24-26 arası soruları yanıtlayınız" lar geldi. aynı metni defalarca okumak zorunda kaldım. 2012 de de sanırım bu mantalitede bir  soru vardı ama bu kadar abartılmamıştı! ardından son üçleme sorusu geldi. üç tane adam altı tane vitamin, üç adet bilgi cümlesi, haydi bakalııııım tüm bunlara gre, kim ne vitamin almış, kim portakal suyu içmiş, kimin çişi önce gelmiş vs. sorular… 
abartılmış türkçe soruları sonrası dolan beynime rağmen matematiğe geçtim çünkü matematik soruları daha kolay olmalıydı değil mi?! değil. hiç de öyle olmadı birkaç soru sonrası yine o lanet "şu metne göre üç soruyu yanıtlayınız" larla karşılaştım!
velhasıl ani eğimle dikleşip, sarplaşan türkçe ve matematik soruları sebebiyle sınavı yetiştiremedim. sonra bir kaç açıklama dinledim. kpss sınavı ales kıvamına getirilmiş! iyi güzel de bu böyle bir anda mı olmalıydı?! matemattik hocası olan bir yakınımdan  ve birkaç akrabamdan duyduklarıma göre üniversite sınavı da benzer bir gerekçe ile zorlaştırılmış. mantıklı düşünmeyi mantık yürütmeyi ana eksene alan bir sınav sistemi getirilmiş. getirilsin amenna, fakat bunca zamandır alışılmış olan sınav sistemlerinin bir ya da iki yılda böyle değiştirilmesi ne kadar doğrudur? bilemiyorum.
her yeni gelen yönetici gurubunun kafasına göre sınavları değiştirdiği bu çökük sistemde. hayatlarının büyük kısmı bu sınavlara bağlı olan insanlarımıza/ kardeşlerimize başarılar ve kolaylıklar diliyorum. biliyorum,  hiç kolay değil.

27 Haziran 2013 Perşembe

çağrı
bir şeyler düşer. sesleri gelir. kırılırlar. birileri susar batar suskunluklar her yanına. gözlerin büyür çaresizliğin içinde. gitmesinler istersin. nafile gözleri daha içeri girdikleri andan itibaren kapıdadır. her seferinde umutla kapıyı açtığını bilerek unutmuşlardır. senden ödünç aldıkları oyuncaklarını getirmeyi de bilerek unutmuşlardır. yüzüne bakarken koyu renklerle sınırlarını boyamışlardır. sen rengarenk olduğu için gölgesinden özür dileyen kaç gök kuşağı gördün?  kaçırma gözlerini beni gör.  beni dinle. sen  kaç gölge gördün gök kuşağından rengarenk olduğu için hesap soran ? hayır bakma onlara. gözlerinin esaretinden ne zaman kurtul. gözlerin gücü gerçeği görmeye yetmez. gözlerin gücü gerçeği görmeye yetmez. 
şimdi  al eline korkunun eyerlerini biraz daha tırman. bak az kaldı. tek yapman gereken hüzne sırtını dönüp basamakları tırmanmaya devam etmek. bakma artık geriye. üstesinden geldin olanların. haydi adım at!
v.kobya

25 Haziran 2013 Salı

konuşmak


- Ne olacak şimdi?
-Ah be oğlum ben sana demedim mi sevme.
bunca önemserken kendini.
sevme kimseyi çünkü sevdikçe sen,
sevdikçe daha çok beklersin,
bulamadıkça beklediğini, hoyratlaşırsın .
sivrilir uçları sevginin,
dokundukça acıtırsın
sevme demedim mi?
-Abi şiir okuyorsun sandım.
-Okuyordum da.
-Yine anlamadım.
-Her şiir bir cevaptır 
varsa cesaretin okumaya
her yara yaşama ağıttır
gülmesini bilemezsen.
-Yine okudun.
-Yine mi anlamadın?
- Anladım.
      veysel kobya

10 Haziran 2013 Pazartesi

sanı



öyle sandın
insandın