27 Ekim 2009 Salı

YARIN OLMAMAK

İlk yazdığım kelimenin ardından beğenmeyip iki elim arasında buruşturdğum kağıt parçaları odanın her tarafını kaplamıştı.Yazacak birşey bulamakta yaşadığım bu bunalım kaşlarımda toplanan mimiklerimi harekete geçiriyordu.Oysa bulutlu havanın içinden gökkuşağı gibi fırlıyordu ruhum evin içinde.O kadar emindimki kelimelerin elimden tane tane dökülüp lezzetli bir yazı oluşturacağımdan.Ama olmadı.Kalktım, içinde bulunduğum düşünce kalabalığının içinden sıyrılıp bana yazdıracak o şeyi bulmak üzere kalktım.Sakin başlayan geceyi yatsı namazıyla sonlandırıp iletişime geçemek üzere abdest almaya başladım.Su soğuktu.Dokunduğu hücrelerimde difüzyon hızının artmasına sebep olacak kadar soğuk.Ardından salona geçtim.Yeşil bir seccadeyi boylu boyunca serdim salonun ortasına .Bütün dikkatimi topladım.Gözlerimi kapadım dünyayı geride bırakıp aslolanla irtibata geçme zamanı gelmit.Allahuekber dedim .Allah yücedir.Dualar kalbimden dökülmeye başladı.Tüylerim tekrarladığım duayla birlikte hareket etmeye başladı.Artık yalnız değildim.Parçası olduğum bütünle aramda enerji akışı başlammıştı.Secdeye vardım.Avuç içlerim ve alnım yerdeydi artık.Aklımsa bambaşka bir yerde.Uyumak belki de bir uyanış olacaktı.Uyumalıydım.Odama geçtim,bataniyeyi kaldırıp buruşmuş çarşafımın üzerindeki yerimi aldım ardından üzerimi örtüp kendimi derin bi uykunun kollarına bıraktım.Aklımda bitmemiş işlerim ve yarısına gelemediğim uzun yolumla yanyana uyumaya başladım.Zihnimin dehlizlerinde karşılaştığım son soruyu düşünmeye fırsat bulamadan uyku örttü üzerimi.Soru? "Yarın olmamam neyi değiştiriri?"

10 Ekim 2009 Cumartesi

................................................................

Düşünce dehlizleri bitmek bilmiyor.Tam serbest serbest dolaştığımı zannederken birinin içinde buluyorum kendimi.Karşılıksız beklentilerin faturası bu dehlizlein bir kısmını doldurmuş.Temizelemeye çalıştıkça daha da kirleniyor elim.Anlamsızlaşan anlamlardan kavramlar sorumlu oluyor.Bense bütün bu karmaşanın (ki cümleler arasındaki tutarlılık savaşından da anlaşıldığı gibi) içinde bi yerlerdeyim...Varoluş mücadelesi insan sevgisi araryışı ve açlığı.AYNI ZAMANDA İNSANLARIN VERDİĞİ YORGUNLUK VE BEZGİNLİK.Herkesin hatta bazen benimde her koşulda haklı olma durumları.Bitmek tükenmek bilmeyen bi sürü anlayışsızlığın, bencilliğin sınırsızlığındaki sonsuz gezisi.Sıkıntı...Neden kimsenin en sevdiklerimin bile umrunda değilim?!Yada neden bu umurunda olma durumu beni tatmin etmiyor? Yahut neden bu büyük beklenti?Yaptıklarıma büyüteçle baktığımdan mı yoksa daha fazlasına ihtiyaç duyduğumdan mı?...İçinde bulunduğum bu insansızlık durumu beni yalnızlığa doğru sürüklerken aynı zamanda parçası olduğum bütüne yaklaşmamı sağlıyor, bu durumsa bi bütünün parçası olduğundan haberi olmayan yüzbinlerce savrulmuş parçadan uzaklaştırıyor beni.Bu da içimde garip bi sıkıntıya yol açıyor.Küçük şeyler büyüyor.Olaylar sanki dağın zirvesinden aşağıya doğru inen,başlangıçta küçücükken zamanla tehlike arzedecek kadar büyüyen bir kartopu gibi.Bense o dağın eteğinde, başıma yığılacak olaylardan habersiz çevremdeki sıkıntı parçalarını toparlamaya çalışıyorum.Tabi koca dağa bunları savurduğumdan ve üzerime gelen bi tane sıkıntı topunun diğerlerinide kendine kattığından bi haberim...Bi tarafatan yorgun, bezgin, sıkıntılı, yalnız ve ölü diğer yandan hareketli,mutlu,huzurlu,ait ve canlıyım.Evet dünyanın en şizofrenik durumu ama böyleyim .Bazen negatif kısım kaplıyor ruhumu bazen de pozitif kısım.Yani denge yok .Ruhum oynak bir yapı.Ne tarafa bir yük binerse o tarafa gidiyor.