çağrı
bir şeyler düşer. sesleri gelir. kırılırlar. birileri susar batar suskunluklar her yanına. gözlerin büyür çaresizliğin içinde. gitmesinler istersin. nafile gözleri daha içeri girdikleri andan itibaren kapıdadır. her seferinde umutla kapıyı açtığını bilerek unutmuşlardır. senden ödünç aldıkları oyuncaklarını getirmeyi de bilerek unutmuşlardır. yüzüne bakarken koyu renklerle sınırlarını boyamışlardır. sen rengarenk olduğu için gölgesinden özür dileyen kaç gök kuşağı gördün? kaçırma gözlerini beni gör. beni dinle. sen kaç gölge gördün gök kuşağından rengarenk olduğu için hesap soran ? hayır bakma onlara. gözlerinin esaretinden ne zaman kurtul. gözlerin gücü gerçeği görmeye yetmez. gözlerin gücü gerçeği görmeye yetmez.
şimdi al eline korkunun eyerlerini biraz daha tırman. bak az kaldı. tek yapman gereken hüzne sırtını dönüp basamakları tırmanmaya devam etmek. bakma artık geriye. üstesinden geldin olanların. haydi adım at!
v.kobya
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder