28 Ağustos 2012 Salı
Yemek tezgahının önünde yılan gibi kıvrılmış sıranın en sonuna geçtik. On beş yirmi dakikalık bir bekleme süresi sonrasında yemekleri almaya başladık. Ben mercimek çorbası, pilav ve sulu köfte yemeği ile yoğurt aldım. Mehmet ise patlıcan musakka, pilav ve cacık almayı tercih etti. Yanıma akşam yemeği fişimi almadığımdan beş ytl ödeme yapmak zorunda kaldım. Yemeklerimizi yedikten sonra, Mehmet'in daveti ile, çay içip biraz sohbet etmek maksadıyla, yemekhanenin arkasındaki kantine geçtik. Kalabalıktı kantin ama yüksek tavanlı büyücek bir yerdi. Çaylarımızı alıp, etraftaki kare masalardan boş olan birine oturduk. Ben sandalyeye kürek kemiklerimi dayayıp ayaklarımı uzatarak yayılırken, Mehmet dirseklerini masaya dayamış sıkkın bir şekilde oturuyordu. Dünyanın en sosyal insanı olmadığı aşikardı. Bir çay içimi süresince, sadece Malatya' da yatılı bir okulda okuduğunu ve ilk kez yaşadığı yerden ayrı düştüğünü anlattı. Ben de aynı durumda olduğumu söyleyince, kendini bana biraz daha yakın hissetti. Cemil'e ısınamadığı ortadaydı. Durgun sohbetimiz devam ederken omzuma bir el dokundu. Bu yumuşacık dokunuşun kime ait olduğunu o an anladım. Arkama döndüğüm de "Sana dememiş miydim burası küçük bir yer karşılaşırız diye", dedi. "Haklıymışsın", deyip gülümsedim. "Tanıştırayım bu oda arkadaşım Mehmet, bu da bugün tanıştığım arkadaşım Simge", dedim. "Memnun oldum", dedi Mehmet. Memnun olmamıştı. Utandı, birkaç dakika sonra bir bahaneyle ayrıldı yanımızdan. "Rahatsız etmedim inşallah ", dedi umursamaz bir edayla. "Yok sanmıyorum biraz çekingen bir çocuk da; ilk kez memleketinden ayrılıyormuş", dedim. Güldü "Sen farklı mısın sanki?", diye yapıştırıverdi cevabı. Nerden anladı? Nasıl bu kadar doğru tahminler yürütebiliyor hakkımda. Ve nasıl bu kadar kendinden emin, söylüyor.
"Hadi canım sen de ", deyip geçiştirdim. "Neyse boşver bak seni diğer arkadaşlarımla tanıştırayım, şurada: arka taraftaki masada oturuyorlar", dedi. "Şurada"ki masaya geçtik. Tanıştırayım "Bugün tanıştığım arkadaşım Emre", dedi. Sonra soldan sağa doğru sayarak: "Bu oda arkadaşım Elif Güzel Sanatlar da Resim okuyor, bu da yine oda arkadaşım Merve o da beni gibi Edebiyat okuyor", "Aaaa seninle o kadar konuştuk ama hiç aklıma gelmedi bölümünü sormak", dedi. Sahiden benim de aklıma gelmemişti hiç. Hem de edebiyat okuyormuş, en sevdiğim bölümlerden biri. "Evet ya, biraz öyle oldu Mimarlık okuyorum ben de", dedim
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder