24 Ağustos 2012 Cuma
Bizim binadan içeri girdikten sonra, bu kez de içerideki güvenlik görevlisine kimliğimi gösterdim. Bavuluma da bakmak istedi. Kapağını açıp, içindekileri gösterdim. Yerler ıslaktı, belli ki yeni temizlik yapılmıştı fakat inceden bir ayak kokusu eşlik ediyordu temizliğin kokusuna. Koku eşliğinde, yavaşça (kaygan zeminde düşüp kafamı kırmaktan çekiniyordum) yürümeye başladım. 105 numaralı odanın kapısını açıp, içeri girdim. Kıvırcık saçlı, kahverengi gözlü, elmacık kemikleri çıkık, orta boylu, ürkek bakışlı çekingen bir çocuk ayağa kalkıp bana doğru yöneldi. "Hoş geldin kardaş.", deyip elimi sıktı. "Benim adım Mehmet". "Memnun oldum. Benimki de Emre ", dedim. Pencerenin iki yanında karşılıklı duran iki katlı ranzalardan sol taraftakine hamle edip alt ranzaya oturdum. Benim yatağım üstümdeki yedi numaralı olandı. "Nerelisin?", diye sordu. "Aslen Trabzonluyuz, Maçkalı ama İzmit' te yaşıyoruz. Nadiren gideriz Maçkaya", diye cevapladım sorusunu. "Bizde Malatyalıyık.", dedi. "Sormadık ki", demedim. Normalde affetmez derdim, fakat ses tonundan Malatyalı olmakla gurur duyduğu anlaşılıyordu. İlk dakikadan papaz olmak istemedim. "Hangi bölümde okuyorsun", diye sordum. Gülümsedi, "Bak ben bunu sormayı nasıl unuttum, Elektrik Elektronik Mühendisliği okuyom, senin bölüm ne?", diye sorumu bana yöneltti. "Mimarlık", dedim. İçeri uzun boylu, kara gözlü, kıvırcık saçlı, büyük burunlu, top sakallı, hareketli biri girdi. "Selamunaleyküm gençlik, merhaba", dedi coşkuyla. Heyecanı hoşuma gitmişti. Bakışlarını bana yöneltti: "Sen yeni geldin değil mi, hangi bölüm?", "Mimarlık", "Vaaay, sınıf arkadaşııııııım, çak", deyip elini uzattı. Şaşırdım, elini havada bırakmamak için çaktım. Çılgın bir sınıf arkadaşım olduğunun idrakine vardım. Aynı zamanda oda arkadaşım, belki de ranza arkadaşım? Tehlikeli bir beraberlik sinyalleri çaldı iç kulağımda. "Neyse ben şu sakallarımı topalıyım. Yine konuşuruz artık hep beraberiz nasılsa" deyip dolabından tıraş takımını aldı. Kapıya yöneldi kapatmadan önce : "Bu arada benim adım Cemil", dedi. Memnun oldum mu acaba? Bakalım zaman gösterecek. Eğlenceli bir tipe benziyor.
Eşyalarımı, altı numaralı, gri renkli, metalik ruhsuz dolabıma yerleştirdim. "Ben biraz uzanıp dinleneyim, akşam yemeğinde beni uyandırır mısın Mehmet?", "Uyandırırım tabi".
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder