3 Eylül 2012 Pazartesi



Neyse ki geldik. Kampüsün gösterişli kapısı ve arkasında sıralanmış havuzları bana Tac Mahal' i hatırlattı yine. Bakalım ilk gün nasıl geçecek. Bir de şu esrek Cemil'den biraz uzaklaşma fırsatı bulsam. İkinci günden bunalttı. Kafama göre birkaç adam bulabilsem bari. Sınıf ne taraftaydı. Neyseyandaki deliyi takip edlim bari.. Kulağında kulaklık ve bangır bangır techno müzik. Ne zaman çıkartacak acaba kulaklıklarını. Nihayet kulaklıklarını çıkarttı. "Eeeee heyecan var mı?", diye sordu. "Bilmem", dedim. "Hele bi başlasın da." "Hadi bizim bölüm sağ tarafta ", deyip adımlarını hızlandırdı. Mimarlık fakültesine giriş yaptık böylece. "Bizim sınıf ilk katta,  soldan ikinci sınıfmış, öyle söyledi techno Cemil. İçeri girdik, on onbeş kişi vardı içeride, yaklaşık üçte biri kızdı.  Uzun boylu sarışın, spor giyimli bir çocuğun yanına oturdum. "Merhaba, ben Veysel", dedim. "Merhaba", deyip gülümsedi, "Benim adım da Selim". Sol yanağında gamzesi vardı, severim gamzeyi. Büyük, açık kahverengi gözleri ışıl ışıldı. Hoş sohbet bir çocuktu.  Sevdim Selim' i bir de Cemil'in muhabbete limon sıkmaları olmasaydı... Yarım saat kadar sınıfta bekleyip birkaç kişiyle daha tanıştıktan sonra, ben Cemil ve Selim sınıftan çıktık.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder