8 Eylül 2012 Cumartesi

Gölgeler karışır oldu birbirine. Havada nefesimin buğusu. Ellerim ceplerimde. Kendi içime bükülmüşüm. Soğuk. Kendim yetmiyor kendimi ısıtmaya. Sıcak şeyler düşünüyorum. Mülahaza da ısıtamadı. Sokağın pencerelerini kapıyorum. Kapılarını sürgülüyorum. Biliyorum ki gelecek. Bu kış çok çetin. Dimağım karman çorman. Odaklanmakta zorlanıyorum. Bugün hangi gün. Kol saatime bakıyorum. Bozulmuş olmalı. Saat 00:18 olamaz. Etraf aydınlık. İşte geldi. Kapıları zorluyor birer birer. Sürgülerde derman kalmadı. Kırıldı kırılacak sürgüler. Koşuyorum. Tüm gücümle koşuyorum. Arkama baktığım da silüetini görüyorum. İçeri girmiş! Koşmak ısıtıyor biraz beni. Ama o koşmuyor sanki. Esintiyi arkasına almış uçuyor adeta. Yoruldum. Nefes nefese kaldım. Terim soğumaya başlıyor. Korku bakışlarımı alıyor. Yetişti sayılır. Yapabileceğim hiçbir şey yok. Kanıksıyorum. "Kaçmana gerek yok kaçınılmaz olandan" , diyor. "Gidelim haydi, vakti geldi geç kalmayalım." Saatime gidiyor gözüm yine. Düzelmiş, saat: 16:46. Ağzıma uzanıp nefesini çekiyor içime doğru. Kendimden kopuyorum. Elimden tutuyor. "Bırakma elimi", diyor gülümseyip "Kaybolursun."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder