17 Temmuz 2012 Salı

bir süre daha yazmazsam, yazmamaktan ölecek miyim? yoksa şiirsel olsun diye yalandan cümleler mi kuruyorum? bilinmez. yazmanın beni mutlu ettiğinin ayrımına varamayacaktım neredeyse. bir tebliğ edici misyonuna bürümüşken kendimi, yaptığımdan zevk aldığımı unutarak yazıyordum sanki. tabi emin değilim, herşey muğlak. bilinmez. güçlü/güçsüz , mutlu/ mutsuz, eksik, güvensiz, endişeli/ müsteri bir adam, biraz da -belki hepimiz kadar - kadın ben. neyse susalım, düşünelim ne var önümüzde, koş, koş, koş, bağır, bağır, bağır; peki aşk, aşk, aşk? Yok. kader. bakalım, değilim havaya atılan taş kadar mağrur. demem kendi yolumda gidiyorum diye. ama Ey Tanrı'm, verdiysen bir yetenek nasip eyle göstermeyi. Sen seversin, sanatı. İnsan olmayı bahşeyle, dağların kaldıramadığını kaldırmayı. Hep ironi ile konuşursun benimle, dürtersin, sevgiyle dürtersin, toparlan bakalım unuttun mu dersin? Unutmak mümkün mü?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder