19 Ağustos 2010 Perşembe

istavrit

3

Aradan birkaç gün geçmiş.istavritin öfkesi biraz olsun dinmiş ama yinede babası ile konuşmuyormuş.babasıysa gönlünü almak için birşeyler yapmaya karar vermiş.
istavrit o gün ders çıkışında sevdiğine dışarı çıkmayı teklif etmiş kız bi bahane uydurup bu teklifini reddetmiş.çünkü bizimkinin babasını meraklandırmak istemiyormuş.istavrit kız ardaşının reddi üzerine eve döndüğünde babasının en sevdiği yiyecekleri toplayıp onun için hazırladığını görünce kalbi yumuşayıp affetmiş onu.
ertesi gün babasıyla eskisi gibi olmanın verdiği mutlulukla okulun yolunu tutmuş.ilk dersleri botanikmiş.istavrit kız arkadaşının kendisinden önce geldiğini görüp yanına geçivermiş hemen.ardından hoca gelmiş ve ders başlamış.o gün şimdiye kadar gördükleri en güzel bitkiler işlenmiş derste.hoca kokusuyla dillere pelesenk olmuş bir bitkiyle başlamıiş derse ve herşeyiyle göz kamaştıran getirdikleri arasındaki en nadide bikiyle ; "aşk" bitkisiyle bitirmiş dersi.bizimki gördüğü bitkiyi hatırlamış o an.babasıyla kavga etmelerine sebep olan kayalıkların üzerindeki bitkiymiş hocanın elindeki . ders sona erdiğinde sevdiğine de bitkiyi hatırlayıp hatırlamadığını sormuş."hatırlamaz olur muyum?.ne kadar güzel değilmi?adı gibi kendisi de harika" demiş kız ona.o an sevdiğinin gözlerindeki ışıltıdan o bitkiyi ne kadar çok beğendiğini farketmiş istavrit ve karar vermiş o an o bitkiyi sevdiğine hediye etmeye. fikrini dile getirdiğin de "delirdin mi ? orası çok tehlikeliymiş.babanla yine kavga etmek mi istiyorsun" cevabını almış.bunun üzerine " ne olmuş tehlikeliyse babam gibi riskli olan herşeyden kaçıp bi kabuğun içinde mi yaşayacağız? ilerde çocuklarımız olduğunda ne anlatacağız onlara? bizim hikayemizde sıradan aşıkların ki gibi mi olacak? çocuklarımız ne diyecek pekiyi bizim için? ... düşünsene o bitki bizim aşkımızın simgesi olacak.artık sadece aşk bitkisi değil aşkımızın bitkisi olacak" deyince sevdiği yelkenleri suya indirmiş.
kayalıklara doğru yol almaya başlamışlar bizimki çok mutluymuş kız arkadaşıysa bi o kadar endişeli.yolun sonuna varmışlar.sen burda bekle demiş istavrit ben hemen alıp geliyorum.hızla kayalıklara yönelmiş envai çeşit güzellik arasından aşk bitkisini aramaya koyulmuş.sonunda görmüş onu kayalığın en yüksek,yüzeye en yakın yerinde.hıza gidip almaya çalışırken güzgecinin birşeye takıldığını farketmiş! kurtulmaya çalışmış ama nafile ağa takılan yüzlerce balıkla birlikte oda başka bir aleme doğru çekiliyormuş.bu tabloyu gören sevdiği hiç düşünmeden yanına gelmiş istavritin yüzgecinden tutup çekmeye başlamış onu.istavrit" git burdan lütfen yoksa sende yakalanacaksın"demiş.kız"seni almadan olmaz diye cevaplamış"sevdiğinin sözünü.fakat ağın aralıkları çok ufak istavritin ebatlarıysa ağdan geçebilmek için çok iriymiş.yinede bırakmamış kız yüzgecini.beraber yitirmişler yaşamlarını....

aniden elindeki ekmeği bıraktı.çatık kaşlarıyla bana hiddet ve üzüntüyle bakan bakışlarını bir bıçak gibi ruhuma batırdı.ve "neden anlattın bunu bana ? nasıl yiyeceğim şimdi bunu "diye sordu.
"eeee sen dememişmiydin ekmeğin içine iki tanecik istavrit koymuşlar diye.ben de sana onların ne kadar değerli iki balık olduğunu anlattım işte" diye yapıştırıverdim cevabı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder