5 Ağustos 2010 Perşembe

istavrit

2



bizim ki yine içinden gelen sese uyup dışarı çıkıtığı ve sevdiğini de yüzgecinden tutup yanında götürdüğü birgün orayı görmüş.suyun içinde kocaman iki kaya parçası ,ama herhangi iki kaya parçası değilmiş bunlar, üzeri envayi çeşit güzel çiçekle kaplı iki kayaymış.buna birde o güzelliğin suyun içinde adeta parıldayan renkleri eklenilince dayanamayıp gitmişler oraya ,gördükleri en güzel aynı zamanda yüzeye yakınlığından ötürü bi o kadar da tehlikeli bu bölgeye.ordaki herbir eşsiz çiçek de birbirlerini görmüş ve dahada bağlanmışlar birbirlerine ve ölesiye inanmışlar o an artık onları ayırabilecek birşeyin olmadığına.bu mutlu an baba istavritin kayanın dibine kadar gelip onlara "yanıma gelin!!!" diye bağırmasıyla sona ermiş.neye uğradığını şaşıran kahramanımız sevdiğiyle birlikte babasının yanına inmiş istemese de. babası kızın yanında onu incitmemek için eve gidinceye kadar birşey söylememiş.tabi evlerine geldiğinde kızılca kıyamet kopmuş.ona bir daha böyle birşey yapmamasını, yaparsa eve kilitleneceğini söylemiş.herzamakinden çok daha fazla sinirliymiş babası.ancak bizim cengaver alttan almamış artık çocuk olmadığını onu kısıtlayamayacağını söylemiş.babası da sert cümlelerle karışılık vermiş ona.bu zıtlaşmalar onları ilk büyük kavgalarına götürmüş.halbuki bilmiyormuş istavrit o kayalıkıların babasının annesini kaybettiği daha da kötüsü annesinin onları bırakıp kaçarken bir balıkçının tuzağına kapılıp yitip gittiği yer olduğunu.bilseymiş öfke duymazmış bu kadar anlarmış onu ama babası çok gururlu,bi o kadar da düşünceliymiş.istavritin böyle bir gerçeğin ağırlığıyla ezilmesini kabul edemezmiş."varsın birkaç gün küs olalım,zamanla geçer nasılsa" demiş kendi kendine.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder