2
James arkasında bıraktığı katedralin uçsuz bucaksız salonuna son kez baktıktan sonra önündeki kapıdan karanlık odanın içine girdi.aniden yanan ışıkla irkidi.odanın dört duvarını saran metal kalıplar git gide üzerine gelmeye başlamıştı!her bir kalıpta bir kapı her kapının farklı bir anahtarı ,her antahtarı koruyan farklı bir insan vardı.karşısındaki kapının anahtarını annesi,annesinin sol yanındaki kapının anahtarını eşi, sağ yanındaki kapının anahtarını iş arkadaşı arkasındaki kapının anahtarınıysa kızı koruyordu.ilk olarak iki yıl önce ortaklığını feshedip ortada bıraktığı arkadaşına ateş etti.ardından kendisini bırakıp giden annesine doğrulttu silahını fakat onu öldürürse öfkesine yenilip başa döneceğini farkedip ateş etmedi.silahı kendisini başka bir kadınla basıp boşayan karısına çevirdi."üzgünüm" deyip tetiğe bastı.tam arkasını dönecektiki kızı ona belinden sarıldı."beni neden bıraktın baba?"james in gözlerinden akan yaşlar elmacık kemiklerine yol alırken silahını kızının kafasına dayadı."lütfen yapma baba dedi"kızı "seni seviyorum".fakat james onu,sorumsuzluğunu geride bırakmalıydı.gözlerindeki yaşlar kızının saçına damladı.ateş etti.bir kaç saniye yaşadığı olayın şokunu yaşadıktan sonra annesinin sesini işitti."beni affet oğlum!seni bırakıp gitmek istemezdim.ne olur beni affet".içinden ona bağırıp çağırmak,hesap sormak istiyordu ama buna vakit yoktu.içindeki yolculuğun sonuna az kalmıştı.bir sonraki adım için yapması gerekeni yapıp kadına sarıldı.ardından bütün kilitleri açtı ve kendini sonsuz ışığın içinde hissetti.
-------------------------
sakin elinde poşetlerle içeri girdi."pervin evdemisin?" diye sordu.cevap alamadı.mutfağa geçip poşetleri bıraktı.ardından telefonu çaldı .arayan eski ev arkadaşı onur'du.onu çay içmeye çağırdı.arkadaşının ısrarlarına dayanamayan sakin "tamam geliyorum" dedi.yeniden o eve,çıkıp gittiği cemaat evine gideceği için çok heyecanlandı.onları özlemişti fakat içinde olduğu durumda ortamda nasıl karşılanacağını kestiremediğinden endişeliydi.evlerine geçtiğinde heyecanlanacak birşey olmadığını anlayıp rahatladı.güzel sohbetler eşliğinde çayını içti.ardından hep beraber yatsı namazını kııldıktan sonra izin isteyip çıktı.evine dönerken ayaklarının tereddüt ettiğini farketti."neden bu evden çıktım ki?" diye geçirdi içinden.sonra aklına görev alan abilere yapılan bazı iltimaslar geldi.onların eksik kira vermesi sorun olmuyordu.bu haksızlıktı!hem kendisine ve evdekilere dergiye abone olmaları için ısrar etmeleri de yanlıştı. ama şuan bulunduğu ortamdaki yanlışlara ne demeliydi.pervin yaptığı fedakarlığı anlamıyor,sürekli ondan birşeyler bekliyordu.bu onu çok yormuştu üstelik birlikte yaşamak ilişkilerine iyi gelmiyor aksine ilişkilerini yıpratıyordu.iç sesini susturup evine girdi.pervin içerdeydi."nerdeydin?!" diye sordu.aldığı cevap üzerine "niye oraya gittin? pişman mısın ? geri dönmek mi istiyorsun?" şeklinde sıralanan kinayeli soruları sıralayıp yeni bir tartışmayı başlattı.birbirlerine kırıcı sözler ettikleri yarım saatin sonunda sakin in dudağından istemeden çıkan kelimeler tartışmayı noktaladı."evet pişmanım!" pervin onu odasından atıp kapıyı kilitledi.ardından hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.sakin"öyle demek istemedim özür dilerim" dese de çare olmadı.salona geçip pencerenin önündeki kanepeye kendini bıraktı."zaman ilaç olur "dedi kendi kendine."yarın gönlünü alırım".
pencerenin üzerindeki kanepe ne lan :)
YanıtlaSil